Ahlak (Nurettin Topçu)

nurettin topçu ahlak

Okul, çocukları ve gençleri topluma adapte etmek için bir müfredata sahip olan, toplumun ihtiyacı olan insan gücünü ve geleceğin şekillenmesine katkı yapacak beyinleri yetiştiren kurumlardır. Ülkemizde eğitim sistemi tamamen yanlış bir yöne doğru giderken, eğitim içerikleri “yarış atı” öğrenciler için bir arpa hükmündeyken, hiç içeriğinden haberim olmadan bir kitabı okuma fırsatı buldum. Nurettin Topçu ismini birçok yerde duymuş ve açıkcası kitaplarını alıp istifade etmek istemiştim. Gittiğim bir kitap fuarında kitaplarıyla, dolayısıyla “kendisiyle” tanışma fırsatım oldu. İki adet kitabı ile Nurettin Topçu külliyatına giriş yapmıştım. İlk okuduğum kitabı Türkiye’nin Maarif Davası‘ydı. Oldukça istifade ettiğim bir eserdi. Bir müddet sonra da Ahlak isimli kitabına başladım Topçu’nun. Açıkcası, makale tarzı yazılar beklerken bambaşka bir şey olduğunu ve ufkumu birkaç katına çıkardığını itiraf etmeliyim. Nurettin Topçu Ahlak isimli eserini lise 1 ve 2. sınıflar için hazırlamış. Evet, bu eseri bir ders kitabı.

Maarif Davamız ve Ahlak

Geçmişten günümüze tüm ders kitaplarımızı ele alıp inceleme fırsatımız olsaydı inanıyorum ki eski kitapların bugünkülerden daha “ağır” olacağı ortaya çıkardı. Günümüzde müfredat, eğitim sistemindeki yaklaşımın da değişmesi ile beraber esnetilmiş, seyreltilmiş ve “yarışta” gerekli olmayan kısımlar tıraşlanmış bir şekilde öğrencilere sunuluyor. Okul, topluma nitelikli insan yetiştirme görevini bir kenara bırakıp sınava koşucu hazırlayan bir konuma düşmüş durumda. Siyasi ve ideolojik baskıları da düşününce günümüzde öğrencilere bir şey öğretmek niyetiyle değil, zaman geçirme, müfredat doldurma niyetiyle içerikler oluşturuluyor. Bu kadar uzun bir girişi bu kitabı övmek için yazdım aslında. Nurettin Topçu, zamanında liselerdeki Ahlak dersi için kendisinden ders kitabı talep eden milli eğitim yetkililerini kırmamış ve ahlak konulu iki adet ders kitabı hazırlamış. İşlenişi, içeriği ve anlattıklarıyla düşünen bir insan birçok referans ve bilgi sunan bu kıymetli eser maalesef bir süre sonra ideolojik kaygılara kurban gitmiş ve bir süre sonra Topçu’nun adı kitaptan çıkarılmış, sanırım çok geçmeden de ders kaldırılmış.

Ahlak, konusu itibariyle ahlak kaidelerini sunan ve zorla benimsetmek isteyen bir eser değil. Ahlak’ın nasıl doğduğunu, kimler tarafından yorumlandığını, kimlerin katkıda bulunduğunu, toplum ve din dahil, ahlakı etkileyen birçok etmeni ele alarak genel hatlarıyla konuyu bir bütün halinde ve kapsamlıca işlemiş bir eserle karşı karşıyayız. Topçu’nun vefatına yakın bir zamanda kaleme aldığı bu ders kitabı, bugünkü muadilleriyle karşılaştırıldığında, eğitimin nasıl olmasına dair de birtakım tüyolar vermektedir aslında. Teorik bilgi nasıl verilir, öğrenciyi sıkmadan, okuyanı dertlere düşürmeden, anlaşılır ve bilgi edinilebilir bir eser nasıl olur onu çok rahat görebilirsiniz. Tarafsız bir bakış açısı ile kaleme alınmış bu ders kitabında, birçok cenahtan düşünüre ve yazara da yer verilmiş ve onlara atıflarda bulunulmuş. Lise okurken aldığımız felsefe dersini düşününce bu eserin ne kadar kıymetli bir eser olduğunu anladım. Belki de yaşın belli bir aşamaya gelmesi de buna etki etmiştir bilemiyorum fakat felsefe dersi ktiabını içim bayıla bayıla okuyordum. Bu kitabı ise merak ede ede okudum ve sağlam referanslar elde ettim.

Nurettin Topçu, konuyu genel hatlarıyla ele almış, ahlak kurallarından ziyade ahlak kavramını açıklamış ve satır aralarında “ideal” bir gençliğin ahlak anlayışını da vermiş. Anlatımı ve içeriğinde tarafsız olan bu eser, yönlendirici konumdayken Topçu’nun idealindeki yöne doğru yönlendirme yapmış diyebilirim. Tanrı kelimesi yerine Allah kelimesinin kullanılması da bunun önemli ayrıntılarından birisi.

Okurken altını çizeceğiniz o kadar kısım olacak ki. Ben, kendi hesabıma altını çizdiğim kısımları sizlerle paylaşmak istiyorum. Siz de mutlaka altını çizecek ve bu eserden maksimum derecede istifa edeceksinizdir.

Alıntılar

“Ahlak olayında sosyal unsurun varlığı da inkar olunamaz. İnsan eğer yalnız başına yaşasaydı, ahlak diye bir şey söz konusu olmazdı. Çünkü ahlaklılık ve ahlaksızlık diye, mutlaka bir insanın başka insanlar üzerinde yaptığı istenen veya istenmeyen etkilere denir.”

“İlimler gerçeği tanıtan kanunlar araştırır, ahlak emredici kaideler ortaya koyar; kaide koyucu (normatif) bir ilimdir.”

“Hareketlerimizin ahlaki değer taşıyabilmesi için, onların hür bir şuurun eseri olması lazımdır. Bunun için ahlak, her şeyden önce davranışlarımızda hür olup olmadığımızı ve hürriyete sahip olan ruhtan ne gibi hareketlerin doğabileceğini araştırır, hürriyetimizin bizi hangi gayeye doğru götürdüğünü inceler.”

“Ahlakta başkalarına faydalı olmak belki bir sonuçtur. Lakin ahlak hareketlerini yaparken her şeyden önce böyle davranmaya mecbur olduğumuzu içten duyarız. Başka türlü davranmak, bizi insanlığımızdan utandırır”

“Toplum içinde dinin yaptığı iş, ruhlar için kuvvet kaynağı olmaktır. İnsanlara birtakım bilgiler sağlamak değildir. Dini bilgiler ruh kuvvetini kazanmanın yollarını öğretir. Bunlar, evrene ait açıklamalar olmayıp insanın iç hayatına düzen ve değer sunucu bilgilerdir. Din, insanlar için bilgi kaynağı değildir, kuvvet kaynağıdır.”

“Toplum düzenini bozma yoluyla anarşi çıkaranlar veya zalim hükümdarlar, etraflarında kendilerinden başka ve kendilerinden üstün kuvvetleri yaşatmamak için saldırırlar ve zulüm yaparlar. Ruhu kuvvetli olmayanlar, kendileri bir kötülük, bir hakaret yapılırsa bunu ellerinden gelen bir kötülükle karşılarlar.”

“Dinlerde birtakım düzenli hareketler halinde yapılan ibadetlere gelince, bunların gayesi de yine ruh kuvvetini artırmaktır. Bu gayeden ayrılınca manasız hareketler halinde kalırlar ve kendilerini yapan insanı otomatlaştırırlar.”

“Büyük dedikleri zorlu veya yüksek rütbeli bir adamın önünde belki varlığım eğilir, fakat ruhum eğilmez. Önlerinde başımızın zor yüzünden eğildiği insanlar vardır ki ruhumuz asla eğilmez. Bana üstün karakter sahibi aşağı tabakadan, lakin temiz ruhlu bir insan karşısında ruhum eğilir: İşte saygı budur. Saygı yalnız beden hareketiyle veya sözde olmaz. O, insanın büyüklüğüne inanan kalbin hareketidir.”

“Her günkü yaşanan olaylar üzerinde olduğu gibi toplulukta bir mecliste herkes kendi görüşünü serbestçe söyleyebilmeli ve karşısındakiler onu saygı ile dinleyebilmelidirler. Başkalarının görüşleri bizimkine ne kadar aykırı olursa olsun, insan düşüncesinin eseri olduğu için onu sakin, saygılı ve edepli halde dinlemeliyiz. Olgun ve medeni insanlar böyle yaparlar. İnsana saygı bilmeyen geri ve barbar topluluklar ise, kendi görüşlerine uymayan sözler söyleyip tenkitler yapılınca bağırır, saldırır ve yumruklaşırlar.”

“Millet varlığına karşı duyulması gerekli saygınıın belgelerinden biri yollardır. Vatandaşlar hakkında saygının tam şuurlandığı ülkelerde şehirlerin sokakları, evlerden daha mükemmel, daha güzel ve daha temiz olur. Çünkü onlar milletindir, evler ise fertlerindir. Fertlerin millet varlığına saygıları, yollara evlerinden daha çok önem ve değer vermelerini gerektirir.”

“Utanma veya haya duygusuna gelince, bu duygu hem izzetinefsin, hem de şeref ve haysiyetin bizdeki bekçisidir. Onunla hem kendi izzetinefsimizi koruruz, hem de başkalarının izzetinefsine saygı duyarız. İnsanlara sevgimiz yüzünden onların şeref duygularını da incitmekten utanırız. Utanmayan, hem sevgisi, hem de insanlık değeri olmayan kişidir.”

“Ahlak ilkelerinin ortaya konmasında zekanın olduğu kadar kalb ve iradenin de rolü bulunmaktadır.”

“Zulmü nefretle karşılayıp onu her zaman suçlayanlar, zulme uğrayanlardır. Zulmü yapanla zulme uğrayanın dışında kalanlar, ellerine fırsat geçince kendilerinin de zulüm yapma heveslerini içlerinde taşıdıkları için, zulmün kullandığı kuvvete çok defa hayran olurlar.”

“İnsanların adil olmaları için, ruhlarındaki adalet ihtirasının, kendi haz ve menfaat emellerine üstün olması, kötü ihtiraslarını bir tarafa itebilmesi lazımdır.”

“İnsanlar doğuştan, düşünme yetisine sahip oldukları gibi ahlak yetisine de sahiptirler. Şuurun gelişmesinde zihnin terbiyesine luzüm olduğu gibi ahlakın gelişmesinde de ahlaki terbiyeye ihtiyaç vardır.”

“İnsan, düşüncesiyle ilkin kendi varlığını anlıyor. Bu bilgi ile beraber kendi hareketlerini yine kendinin idare ettiğini de anlıyor. Bu anlayış benlik fikrini meydana getiriyor.”

“Olgun insanlar, sahip oldukları ilim, din, sanat ve ahlak kültürü ile maddi benliklerinden azar azar sıyrılırlar, vücutlarına ruhlarından az değer verirler, bedene sadece ruhu taşıyan bir alet gözüyle bakarlar. Bunun ilerlemesi halinde maddi benliklerini bütün bütün inkar edenler vardır. Vücut, onlarda benliğin bir parçası olmaktan çıkar, benliklerine sığınmış iğreti bir varlık haline gelir.”

“Ruhsal benliği zayıf olan insanlar, kendilerinin sosyal benlikleriyle tanınmasını istiyorlar, onunla övünüyorlar. Başkaları da onlara yaranmak için, gururlarını okşayan sözler söylüyorlar. Böylelikle toplum bizi, kendimizden gizliyor; olduğumuz gibi değil, olmak istediğimiz gibi tanıtıyor. Sahte benliğimiz bizi esir ediyor. Sosyal benliklerine esir olanlar, onu kaybedince halkın gözünde küçülürler korkusuyla, kaybetmemek için çevrelerinin istediği gibi davranmak zorunda kalıyorlar ve bu yüzden kendi gerçek benlikleri olan ruhsal benliklerini çiğnemek durumuna düşüyorlar. Halkın büyük adam diye adlandırdığı ve yüksek makamlarda bulundukları halde ruhsal benliği zayıf olanların çok defa çirkin ahlak düşüklüklerine kapılmaları bundan ileri gelmektedir.”

“Şahsiyetimizin kaynaklarını geçmişteki varlığımızda aramak zorundayız.”

“İnsan, toplumun baskılarıyla kendi içinin yalnızlığına itilip de orada vicdanıyla başbaşa hesap verme denemesini yapmadıkça ahlaki şahsiyet kazanamaz.”

“İnsanlığın ana davası ahlak davasıdır.”

“Devletin karşılıksız olarak birtakım insanlara haklar bağışlaması, kayırma sistemidir, devlette ahlak düşüklüğüdür.”

“Tarih boyunca kuvvetliler, haksızlara değil, hep zayıflara saldırırlar.”

Kitap Tecrübem

Kitap, okuması kolay bir şekilde düzenlenmiş. Bölümler arasındaki sayfa boşlukları ile nefes alabiliyor ve daha fazla okumak için kendinizi motive edebiliyorsunuz. Kitapta bazı dizgi hataları, imla düşüklükleri ve anlatım bozukluklarına da rastladım. Dergah Yayınları gibi bir yayınevinin daha dikkatli olması gerekirdi diye düşünüyorum. Kitap Dergah Yayınları tarafından basılmış. Elimdeki Ekim 2016 tarihli. 223 sayfa olan kitap Ahlak konusunda kapsamlı bir çalışmanın ürünü olmuş.

Kitabı Dergah Yayınları’nın websitesinden inceleyebilir, büyük internet kitapçılarından satın alabilirsiniz.

Paylaşın:

Şener Dağaşan

Uzun yıllardır blog yazarlığı yapıyorum, sosyal medya ile içli dışlıyım. İçerik yönetimi asıl uzmanlık konum olmakla birlikte sosyal medya uzmanlığı yapıyorum. Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü mezunuyum. Burası da benim kişisel websitem. Benimle irtibata geçmek için iletişim sayfasından mesaj gönderebilirsiniz.
  • Naci Ustaoğlu

    çok iyi bir kitap. mutlaka okuyacağım.

    1 Aralık 2017 at 09:32 Cevapla

Leave a Comment