Carl Sagan’ın Mesaj (The Contact)’ı Üzerine

Trilyonlarca yıldızı olan, yüz milyarlarca galaksiden oluşan bir evrende, ufak bir galaksinin kolları ucundaki orta boy bir yıldızın ufak bir gezegeninde yaşayan ufacık yaratıklarız. İnsanoğlu, göğe baktıkça, milyarlarca yıldızı seyredip bugüne kadar birçok hayal kurdu. İnanç sistemleri gelişti, bilim ilerledi, insan gözlerini gökyüzünden hala ayırmadı. Öyle ki, bilim kurgu filmleri-romanlarında uzay muhakkak bulunuyor. Hal böyle olunca, gerçek bilim insanları da roman yazdıklarında bu noktayı es geçmiyor. Carl Sagan, bir bilim insanı olarak birçok edebi eser bırakarak bu dünyadan ayrılmıştır. Mesaj (The Contact) da bunlardan birisi. O kadar başarılı bir eser olmuştur ki, filmleştirilmiş ve dünya çapında çok okunan eserlerden olmuştur. Fakat…

Mesaj mı, Propaganda mı?

Bilim yanlışlanabilen bir disiplindir. Kesin doğrular yoktur. Bundan 150 sene önce Newton o güne kadarki en doğru fizik kurallarını ortaya koymuştu, sonra Einstein diye bir adam geldi ve Newton’un pek de doğru söylemediğini ispat etti. Ama Einstein bile günümüzde yanlışlanabilmektedir. Hele ki işin içine kuantum fiziği girince. Neyse, Carl Sagan eserleriyle birçok kişiye ilhan veren bir insan olarak bilimin ardına sığınarak bir propaganda mı yapıyor diye düşünmeye başladım kitabı bitirdiğim zaman. Filmini izlediğim bu roman Holywood’un kalıplarına sokulmak için oldukça müdahale edilmiş bir eserdi, kitabı okuyunca Sagan’ın doğrularına, doğru bildiklerine ve empoze etmeye çalıştığı fikirleri daha doğru bir şekilde gördüm. Çünkü.

Çünkü, bilimsel metot ortaya konduğundan beri bilim insanlarının kalıpları olmamalıydı. Çünkü 360 derece düşünebilen insanlar olmalıydılar. Her şeyi gözleme, deneye tabi tutarak kanıtlamak veya yanlışlamak ruhlarına işlemişti. İşte bu, onlara bir kalıp sundu. Kalıpsızlık kalıbına giren bilim insanları “göklerden gelen” vahiylere de karşıydılar. Çünkü vahiyler belirli insanlara gelirdi ve deney veya gözlemle açıklanamazdı. Haliyle birçok bilim insanı, dinlere mesafeli olmaya başladılar. Üstüne, Darwin’in evrim teorisi de eklenince “tanrı”yı öldürdüler ve akıl tek kaldı. Akıl ve bilim tek yoldu ve bu yola girmeyenler yobazlardı, cahillerdi. Bilim insanları arasında bugün yükselmeye devam eden inançsızlık akımı Sagan’ı da vurmuş, onun propagandalarına da sirayet etmiştir. Filmde de kitapta da “tanrı” kavramı üzerinden geçilerek “bilimsel olarak ispatlayamıyorum veya yanlışlayamıyorum. O halde var olmamasını bilemiyorum.” diyerek agnostik ifadeleri içine yedirmiştir.

Mesaj, tanrı varlığını sorgulamayan ama “bilim ışığında” tartışılmasını gereksiz bulan bir kitapken, yaratıcıyı safdışı bırakıp yerine bir şeyleri koyamadığından ötürü işi uzaylı “süper zekalı” varlıklara getirmiş, “bizi onlar yarattı” demese de mevzuyu arkadan dolaştırıp “bu uzayda akıllı varlık olarak sadece biz varsak bu ne yaman bir israftır” diyerek yine tanrı kavramının üstünü çizmeye çalışmıştır. Sagan, insanda varsayılan olarak gelen inanç özelliğini safdışı bıraktığından yerini doldurmaya uzaylılardan başlamıştır. Bilim, bir arayıştan ziyade bir ideolojiye dönüşme yolunda ilerlerken kitleleri yönlendiren star bilim insanları da bu ideolojinin temeline taşlar taşımak suretiyle ileride bir komünizm, sosyalizm, kapitalizm veya liberalizme dönüşecek bu binaya katkıda bulunmaktadırlar.

Bilim bir keşif yolculuğudur. İnanç ve bilim birbirini yanlışlayan, birbirine zıt şeyler değildir. Kaldı ki batı, kendi çarpık tanrılarını yok ederek bilim yolunda ilerlerken, bilimi, yaratıcının bir armağanı olan aklı kullanarak geliştiren ikinci binyılın ilk bilim insanlarının inanç dünyasının geldiği noktaya gelecektir diye umuyorum. Aklı ve düşünceyi öldürmeye çalışan bağnaz hristiyan toplulukların aksine, bizzat Allah kelamı olan ayetlerde geçen düşünün, akledin, araştırın emirlerinin insanı ne kadar doğru bir yola sevkettiği görülebilir.

Bu yazımda, ateizm, deizm, agnostiklik gibi “popüler” dinlerin birer oyuncağı haline gelmiş bilimin aslına rücu etmesi gerektiğini anlatacak değilim. Carl Sagan, yaratıcı fikrini “nahif” bir şekilde yıkmaya çalıştığı eserlerinde kendi dininin propagandasını yaparken ben de kendi dinimin propagandasını yapmaya çalışıyorum. Bilimsel dayanağım yoktur, buna ihtiyaç da duymuyorum. Zira, domatesteki Allah yazısıyla Allah’ın varlığının ispatlanmasına ihtiyaç duymuyorum. Buna ihtiyaç duyuyor olmam zaten inancımda sorunlar olduğunu gösterecektir.

Kitap okumak bir erdemdir. Fakat, ne yersen o’sundur diyen fikirlere ek olarak her zaman diyorum ki ne okursan o’sun. Ne okuduğuna dikkat edecek olan sizlersiniz. Ben Carl Sagan’ın Mesaj kitabını öncesinde birçok kitap okuduktan sonra okumaya karar verdim. Herkes okuduğu, okuyacağında özgürdür. Benim sözlerimi dinleyenlere tavsiyem, inançsızlık bayraktarlığı yapanların kitaplarını okuyun ama öncesinde kendi klasik kitaplarını okumak kaydıyla. Sonra, özgür düşünen bireyler olmayı isterken size propaganda yapan kişiler gibi düşünmeye başlarsınız.

Paylaşın:

Şener Dağaşan

Uzun yıllardır blog yazarlığı yapıyorum, sosyal medya ile içli dışlıyım. İçerik yönetimi asıl uzmanlık konum olmakla birlikte sosyal medya uzmanlığı yapıyorum. Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü mezunuyum. Burası da benim kişisel websitem. Benimle irtibata geçmek için iletişim sayfasından mesaj gönderebilirsiniz.

Leave a Comment