Online İtibar ve Sosyal Medyanın buna etkisi

Matematik’te, daha önce ispatlanmış teoremler, ders içinde öğrenciler anlasınlar diye tekrar ispatlandırılır. İspatlama yöntemlerinden en önemlisi iddia edilenin zıddının var olduğunu düşünmektir. Yani, verilmiş bir denklem doğru değildir diye yola çıkar ve “doğru değildir”in doğru olmadığını görürseniz o denklemi ya da teoremi ispat etmiş olursunuz. Hayatta da bu yöntem işe yarar. İddia edilen bir şeyin doğru olduğunu bulana kadar yanlışlamasını yapmak daha kolaydır. Mesela, “bütün atlar kahverengidir” diye bir iddia ortaya attığımızda bütün atları tek tek incelemektense kahverengi olmayan at bulmak daha kolaydır.

Bu girişi neden yaptım diye düşünebilirsiniz. Dijital dünyanın gelişmesine paralel, reel hayatta itibar sağlamış kimselerin ya da reel hayattaki herkesin bir de online itibarı ortaya çıktı. Bir bisküvi markası marketlerde ne kadar çok tercih ediliyorsa da, dijital dünyada konuşulmuyorsa online itibardan söz edemeyiz. Piyasada dolaşan markaların online itibarlarının da olması gerekmektedir ki, hayatının bir kısmını sosyal medyada geçiren insanların bilinçaltına bu markanın güvenilir olduğu intibaı yerleşsin.

Girişte verdiğimiz bilgileri şimdi kullanmaya başlayalım. X markası aylık onbinlerce lira harcayıp online itibarını güçlendirmeye çalışıyor diyelim. Bu işi yapan ajans, bu marka hakkında konuşulanları online itibarı kuvvetlendirmek için gerekli şekilde işler ve markanın değerini düşürecek sözlere olumlu yönden müdahale eder. Mesela X markasına Twitter üzerinden küfreden birine, marka adına olumlu yaklaşılır, gerekirse bu kişinin sözünü iradesi dahilinde geri alabilmesi için her türlü yol izlenir. Online itibarı bu şekilde ayaklar altına almaktan kurtaran ajanslar peki gözden kaçırdıkları şeyler olursa ne yapacaklar? İşte yazının başında “olumsuzlama” yöntemi ile bir şeyi doğrulamak ya da o şeyi çürütmek yöntemi sosyal medyada doğal seyrinde ilerliyor ve sinsi bir virüs gibi online itibarın hayatını tehlikeye sokuyor. Çuval çuval para harcayıp marka değerini sosyal medyada yükselten bir ajans, o markanın fabrikasında yaşanan bir olayın sosyal medyaya düşmesine müdahale edemez ve engel olamazsa yapılmış onca şey bir tweetle, bir video ile, bir entry ile yerle bir olur. Bunun en güzel örneğini PSY’nin İstanbul’a konser için gelmesinde gördük. Devletin milyonlarca lira harcayıp turizm için yaptığı onca şey, organizatörlerin Kasımpaşa manzaralı bir otelde PSY’yi konaklatması ile yerle bir olmuş durumda. İstanbul’u Tarihi Yarımada ve Boğaziçi’den ibaret sanan yabancılar 2 milyon takipçisi olan PSY ile İstanbul’u dozer girmemiş çarpık kentleşme ormanı şeklinde düşünecekler artık.

Eyyorlamam bu kadar demeden önce PSY’nin muhteşem İstanbul manzaralı tweeti ile sizleri başbaşa bırakıyorum:

Üzgünüz, yorumlar şimdilik kapalı