Arif v 216: Bir Yeşilçam Selamı

Cem Yılmaz filmlerini genelde beğenirim. Hafızalarımızdaki karşılığı komedi olsa da Cem Yılmaz genelde emek içeren filmler yapıyor. Yahşi Batı‘dan sonra ağır mizah ögeleri içeren bir film yapmadığını da düşünürsek, git gide Türk Sinemasına özgün eserler bırakmak niyetiyle film çektiğini düşünüyorum. Bunda birçok kişi de hemfikir. Son iki filmi (Ali Baba ve 7 Cüceler için aşırı olumlu düşünmemekle birlikte) komedi karşılığını vermese de film olarak “verdiğim para/harcadığım vakti karşıladı” diyebiliyoruz mesela. Cem Yılmaz’ın yeni çıkan filmi Arif v 216 da mizah oranı yüksek, emek oranı hayli fazla bir film olmuş mesela. Gittik, izledik, olumlu gördük.

İnsan Olmaya Geldim

Hikayemiz, iki eski dostun üzerine kurulu. GORA‘da mutlu mesut yaşarken Dünya’ya, arkadaşının yanına gelen ve oldukça dikkat çeken robot 216, Arif’in başına büyük dertler açacaktır. Arif, olayların hiç yaşanmaması adına bir gün öncesine dönmek niyetiyle zaman makinesini ayarlar. Böylelikle 216 dünyaya gelmeyecek, Arif’in başına da işler açılmayacaktır. Ama işler istediği gibi gitmez ve Arif ile 216 kendisini 1969 yılında bulur.

216, G.O.R.A.’dan hatırladığımız gibi naif, sevgi dolu, yeni şeyler öğrenmek ve yaşamak isteyen bir robot. Dünyaya gelirken de bu duygularla geliyor ve insan olmak istiyor. Kaza sonucu gittikleri 1969 yılında ise bunu sonuna kadar yaşıyor. Aşık oluyor ve aşkı yaşamak istiyor. Filmin komedi ögeleri ve hikayesi ise bundan sonra başlıyor.

O Eski Halinden Eser Yok Şimdi!

Arif, G.O.R.A.’daki Arif olmaktan çıkmış durumda. İlk filmdeki o tipik Türk esnafı rolündeki Arif, dünyadan bezmiş ve mesaj kaygısı gütmüş birisi olmuş çıkmış. Bunda, Cem Yılmaz’ın filmi yaparkenki hisleri de etkili olmuştur muhakkak. Yeşilçam’a selam durduğu Pek Yakında filmi ile yine Yeşilçam’a selam durmuş ama nostalji manyaklarına da gelişine çakmak istemiş. Arif v 216 bu bakımdan eleştirel bir film haline de gelmiş diyebiliriz.

Aynı şekilde Arif v 216 filmindeki 216 ile G.O.R.A.’daki 216 arasında da çok büyük farklar var. Sesi bile değişmiş. Bu da eksi olarak yansıyor haliyle.

Komedi Düzeyi Yeterli

Filmin komedi düzeyi ise yeterli. Tabii ki Cem Yılmaz filmi deyince kahkaha ata ata film izlemek istiyoruz. Messi’den bir sürü gol atmasını beklediğimiz gibi. Fakat, istediğimizi vermeyince de filmin kötü olduğunu düşünüyoruz. Filmi izleyenlerin birçoğu kahkaha atamadıkları için filme kötü diyebiliyorlar. Ben demiyorum. Evet, kahkaha atmadım ama komik sahneleri de yeterliydi. Sonuçta Messi her zaman gol atmıyor ama güzel oyun oynayabiliyor. Cem Yılmaz da Arif v 216’da filmin kalitesini üst düzeyde tutup komedi ögelerini kısıtlı kullanmış. Eski esprilere dokunduğu noktalar ve küfür veya belaltı ögeleri saymazsak belirli bir genel kültür seviyesinin üstündeki insanların anlayabileceği göndermeleri ile gülümsetmek istemiş. Tabii ki hiç “normal” düzeyde espri yoktu diyemeyiz. Esprilerden ziyade durum komedisine yaklaşmış Cem Yılmaz. Zeki Müren‘in olduğu her sahne, Erşan Kuneri sahneleri, şarkıcılık denemeleri vb. gibi sahneler durum komedisine yaklaşmış ve güldürmeyi bir bütün olarak yapmak istemiş.

Oyunculuklar

Arif v 216 kadrosu itibariyle şampiyonlar ligi gibi olmuş. Ama bu şampiyonlar ligi finali beklentisi oluşturmasın sizde. Özellikle Pembeşeker rolündeki Seda Bakan, gereksiz ses tonu ile yapmaya çalıştığı rolü batırmış. Kulakları tırmalayan sesi ile Seda Bakan oyunculuktan ziyade başka alanlara yönelmeli. Yine aynı şekilde Yahşi Batı’da harikalar yaratan Zafer Algöz bu filmde, kendisinden başka birisi de oynasa sırıtmayacak bir rolde olduğundan pek dikkat çekmemiş. Role de fazla bir şey katamamış haliyle. Ama biz onu Şerif Lloyd olarak hatırlıyor ve onun hürmetine bir şey söylemiyoruz 🙂

Gelelim diğerlerine. Cem Yılmaz Arif rolü ile zaten üzerine yapışan bir karakteri “yaşamış”. Erşan Kuneri ile de solo filme göz kırpmış. Olsa süper olur yani. Böyle bir karakteri ayrı filmde görmek isteriz. 216 rolünde Ozan Güven, eski 216’yı aratsa da orta düzeyde iş çıkarmış. Yeşilçam’ın emektar rollerindeki oyuncular ise rollerine tam oturmuşlar. Sadri Alışık, Ayhan Işık, Filiz Akın, Cüneyt Arkın derken herkese birden selam durmuş Cem Yılmaz ve rolleri oynayanlar da iyi bir iş çıkarmışlar.

Her şeyden fazla da Çağlar Çorumlu‘ya şapka çıkarıyoruz. Zeki Müren gelse daha iyisini oynayamazdı. On numara beş yıldız oyunculuk. Geç gelen şöhretle umarım Çağlar Çorumlu daha büyük işler yapar ve daha fazla rolde oynar. Seviyoruz kendisini aslanım Çağlar!

Görsellik

Arif v 216 filmi görsel efektleri ile Türk Sinemasının üstünde bir yapım olmuş. Az da olsa sırıtsa da uçak sahneleri ve havalimanı sahneleri dışında neredeyse benzersiz işler çıkarmışlar. Distopya Türkiye’si ise harika olmuş. Kullanılan renk tonları, sahne geçişleri, görüntü yönetmeninin iyi bir iş çıkardığını gösteriyor.

Gönderme Var!

Filmde, birkaç kere izlendiğinde anlaşılacak birçok gönderme bulunuyor. Buraya yazıp film zevkinizi zayi etmek istemiyorum. Ama dikkatli izlediğinizde bile birkaçını kaçırabileceğiniz bu göndermeler için DVD’yi beklemek şart 🙂

Arif v 216 Türk Sinemasının üstünde bir yapım olmuş. Türk filmleri arasında puanlayacak olursak 10 üzerinden 9.5 alacaktır. Genel olarak puanlarsak, 10 üzerinden 8’i hakeden bir yapım olmuş. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.

Paylaşın:

Şener Dağaşan

Uzun yıllardır blog yazarlığı yapıyorum, sosyal medya ile içli dışlıyım. İçerik yönetimi asıl uzmanlık konum olmakla birlikte sosyal medya uzmanlığı yapıyorum. Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü mezunuyum. Burası da benim kişisel websitem. Benimle irtibata geçmek için iletişim sayfasından mesaj gönderebilirsiniz.

Leave a Comment