Sanal Cezaevleri: İradi Tutsaklık

Hayatımızı çepeçevre kuşatan bir sanal dünya var artık. İlk başlarda “oğlanın okul ödevlerine yardımcı olsun” diye alınan bilgisayarlar ve ardından bunlara bağlanan internetle sanal dünyaya adımımızı atmış olduk. Bilim kurgu filmlerinde bolca değinilen bir konu vardır: İnsan yapay zekayı geliştirir, ardından yapay zeka insanı köle haline getirir. Hayatımızı çepeçevre sarmış olan sanal dünya da işte bizi böyle köle haline getirmiş durumda.

İradi Tutsaklık

İnsan, iradesi olan bir varlık. Yani seçim yapabiliyoruz. İyi veya kötü, bir tercih her zaman yapıyoruz. Peki hangi insan esareti bilerek ister? İşte burada hayatımızın iradi tutsaklığından bahsetmek istiyorum.

Kendi irademizle, kendimizi tutsak haline getiriyoruz. Sosyal oyunlar mesela. gün boyu ekip biçen, şehir kuran, ordu toplayan, köy fetheden, uzayda gezegenler ele geçirenler… Oynayan kişiye ego tatmini dışında hiçbir şey vaat etmeyen bu oyunlar için saat kurup gecenin bir vakti kalkan insanlar var. Sebep? altınım çoğalsın, köyüm artsın, gezegenlerim çok olsun, devlet başkanı olayım, savaş kahramanı madalyası kazanayım, kocaman şehirlerim olsun… Kendimizi sanal dünyanın “şefkatli” kollarına bırakmış vaziyetteyiz. Kendi kendimizi tutsak haline getirdik. Bize hiçbir getirisi olmayan, vaktimizi öldüren, paramızı yiyen sanal dünyada esir durumdayız artık. Bağımlılık merkezlerinde internet bağımlılığı tedavileri yapılmaya başladı. İnternet kesildiğinde koskoca bir stadyumun ortasında çırılçıplak kalmış gibi hissediyoruz kendimizi. Su kesintisini, doğalgaz kesintisini internet kesintisinden daha az önemsiyoruz. Bağımlılığın neden iradi tutsaklık olduğuna birazdan değineceğim. Şimdi gözlemlediğim birkaç sanal cezaevinden bahsetmek istiyorum.

I Tipi Sanal Cezaevi:

Bu sanal cezaevinin en dikkat çekici özelliği istisnasız herkesin fotoğraf çekmesidir. Çekilen fotoğraflara efekt eklenir, sosyal ağlarda yayınlanır. Yediği yemeğin, okuduğu kitabın, gittiği yerlerin fotoğraflarını paylaşan mahkumlar ayak fotoğraflarını çekmek mecburiyetindedirler. Özellikle orta yaşa doğru ilerleyen kadın plaza çalışanlarının en çok rağbet gösterdikleri sanal cezaevi budur. F tipi Sanal Cezaevleri ile yakın ilişkisi bulunan bu cezaevi on milyonlarca insan tarafından iradi şekilde kullanılmaktadır.

F Tipi Sanal Cezaevleri:

Her fırsatta “ABD bizim her anımızı izliyor” geyiği çeviren ve komplo teorileri ile kafaları allak bullak olan insanların genelde tercih ettikleri sanal cezaevleri bunlardır. Birinde gidilen her yerde tekmil verilir, “ben buradayım” denir, o yerde en çok bulunan kişi olmak için günlerce, aylarca çaba safedilir. Diğerinde ise istisnasız, hayatımızın her anı fotoğraflar ve güncellemelerle herkese ilan edilir. Biri, gittiğimiz yerlerin çetelesini tutarken diğeri hayatımızın seyir defterini doldurmaktadır. Hatta seyir defterini bizzat kendimiz doldurmaktayız. Kahve köşelerinde, kafelerde, muhabbet ortamlarında Big Brother’ın uzaydaki binlerce gözünden bahseden insanlar, Big Brother’ın gözlerinin görmediği mekanlarda geçen hadiseleri tek tek fotoğraflarına kadar kaydedip iradi olarak yayınlıyorlar. Big Brother’ın artık sadece uyduları değil serverları da mevcut. Ayrıca bu sanal cezaevlerinde bulunan tutsakların günün belli bir kısmında online oyun oynamaları da zorunludur. Okey, tavla, diamon dash, farmville gibi oyunları oynamak zorunludur. İlk başlarda “bir arkadaşıma bakıp çıkacağım” diye girenler arkadaşları olmadığı için ilerletemedikleri oyunları için sahte arkadaşlar icad etmekte de geç kalmadılar. Tabii bu kalabalık, bu tip sanal cezaevini daha da çekici hale getirdi.

Ötekinde ise çok gezen çok bilir düsturunca çok gezen ve gittiği her yerde tekmil verenlere “aferin” rozetleri dağıtılıyor. Alınan rozetler ne kadar fazla ise hücrelerin genişliği de o kadar büyük oluyormuş bu sanal cezaevlerinde.

T Tipi Sanal Cezaevi

En entelektüel sanal cezaevi burasıydı bir zamanlar. Burada bulunanların cilt cilt kitaplardan kısa kısa “hisse”ler edinip bunları sesli olarak belirtmesi zaruru idi. Ama şimdi futboldan siyasete istenilen her şey hakkında zorunlu açıklamalar yapılmak zorunda. Bir de, seni dinleyen ne kadar çoksa koğuş ağası da sen oluyorsun bu sanal cezaevlerinde. Yumurtaların değer görmediği bu ortamlarda sözü en çok yankı bulan kişiler en kral adamlardır. Ne kadar pohpoh o kadar çok değer. Bir de, gerçek hayatlarında bu kadar “dinleyeni” olmayanlar ise bu sanal cezaevlerinden çıkmakta pek aceleci davranmıyorlar. Yetkili kişilere bahane üzerine bahane belirtenler, tutsaklarının daha da uzamasını istiyorlar en nihayetinde. Bu sanal cezaevinin müdavimleri çokca tv ve film seyredemedikleri için koğuş ağalarının dışarıdan duydukları replikleri tekrarlamalarına bayılıyorlar. İlk zamanlarda okuduğu kitaplardan aforizma patlatanlar artık işi geyiğe vurmuş durumdalar. Küfürler gırla gidiyor haliyle. Bu sanal cezaevi en gürültülü yer olmada rakiplerine bir hayli fark atmış durumda.

S Tipi Sanal Cezaevi

Bu tip cezaevlerine girmek hiç de kolay değildir. Kapısında bekleyen onbinlerce insanın varlığına bizzat şahidim. Bu sanal cezaevleri, dışarının en çok dikkat ettiği sanal cezaevleri konumunda. Burada ne deniyor diye herkes merak ediyor. İçeride dönen geyik herkese açık ama geyik yapmak herkese açık değil. Buraya girip geyik yapabilmek için insanlar senelerce beklemek zorundalar. Girenler ise iyi geyik yapamadıkları ya da geyiği engelledikleri için bu sanal cezaevinin yöneticileri tarafından “reel dünyaya” geri gönderiliyorlar. Diğer sanal cezaevlerinin aksine buranın arşivi bir hayli geniş. Birçok konuda yapılmış yorumlara buradan ulaşabiliyorsunuz. “X Was Here” diye duvarlarda kendini ölümsüzleştiren Brooks gibi, buranın eski sakinleri de kendilerini burada ölümsüzleştirmiş durumdalar. Sadece Türkiye genelinde görülen bu sanal cezaevlerinin dünyada benzeri bulunmamakta.

G Tipi Sanal Cezaevi

En cafcaflı, en şatafatlı, en gösterişli sanal cezaevi burası. Birçok özellik bulunmakta burada. İradi Tutsaklar için dinlenme alanları, onların keyifli vakit geçirebilmeleri için gerekli her şey… Ama bu sanal cezaevinin çok büyük bir eksiği var. İradi Tutsaklar burayı hiç tercih etmiyorlar. Kayıtlarda oldukça kabarık gözüken kişi sayısı reelde çok az durumda. Bu sanal cezaevinin yetkilileri bunun için çare üstüne çare düşünüyorlar ama ortamın “kötülüğünden” kimse buraya gelmeyi tercih etmiyor. İlginç.

Y Tipi Sanal Cezaevi

Arif’in Manchester’a attığı golü arayanların mekanı da burası. Bir yandan ırkçıları, diğer yandan liberalleri, öbür taraftan apaçileri, hepsi ama hepsi burada. Buranın diğer sanal cezaevlerinden bir farkı var ama. Burada yüzyüze bakmak yok. Sadece televizyon izlemek var. Milyarlarca görüntü gösteren milyarlarca televizyon var bu cezaevinde. İnsanlar karşılıklı değil, televizyona doğru konuşarak iletişim kurabiliyorlar. Küfür ve esprili muhabbetler bazı çekimserler tarafından çok seviliyor.

İradi Tutsaklarız hepimiz aslında. Kendi irademizle bir şeylere esir oluyoruz. Ama çoğumuz bunun farkında değil. Bu yazının gerçek amacı, her esaretin bir bedelinin olduğu, bağımlılığın, insanı nelere sürüklediğini anlatmaktı. umarım iradi tutsaklığa bir çare olur.

Üzgünüz, yorumlar şimdilik kapalı